Medeni Kanun’un Kabulü (17 Şubat 1926)

Türkiye Devleti, lâikliği amaçladığına göre İslam Hukuku’na dayanan “Mecelle”yi uygulayamazdı. Bu nedenle bir takım çalışmalar yapıldı. Yeni bir medeni kanunun hazırlanması uzun zaman alabilirdi. Dolayısıyla Japonların yaptığı gibi, ileri laik bir Avrupa ülkesinin medeni kanununun alınması uygun görüldü. Sonuçta, İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması kararlaştırıldı.

TBMM, 17 Şubat 1926 tarihinde yeni Medeni Kanunu kabul etti. Bu kanun 6 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi.

Medeni Kanunun Kabulü

İsviçre Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesindeki Nedenler

  1. Avrupa’daki medeni kanunların en yenisi olması
  2. Akılcı ve pratik çözümler getirmesi
  3. Aile hukukunun kadın-erkek eşitliğine dayanması
  4. Avrupa medeni kanunlarının tümünden yararlanmış olması
  5. Demokratik olması.

Medeni Kanunun Kabulünün Sonuçları

  1. Kadınlarla erkekler arasında toplumsal ve ekonomik alanda tam bir eşitlik sağlanmıştır. Kadınlara istediği mesleğe girme hakkı tanınmıştır.
  2. Evlilik, devlet kontrolü altına alınarak resmi nikah zorunluluğu kabul edilmiştir.
  3. Çok kadınla evlenme yerine tek kadınla evlilik kararlaştırılmış, Medeni Kanun ile modern Türk ailesi kurulmuştur.
  4. Mirasta kız ve erkek çocuklar arasında eşitlik sağlanmıştır.
  5. Boşanmada serbestlik kaldırılarak belli şartlara bağlanmıştır.
  6. Toplumsal hayat çağdaş gelişmelere göre düzenlenmiştir.
  7. Kabul edilen kanunlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına uygulanır hale getirilmiştir. Böylece hukuk bakımından vatandaşlar arasında din ve mezhep farkı gözetilmemiştir.
  8. Türkiye’deki Müslüman olmayan topluluklar, Lozan Antlaşması’nın kendilerine tanıdıkları haktan vazgeçtiklerini ve Türk Medeni Kanunu’na uymak istediklerini bildirdiler. Hükümetçe de bu isteğin kabulüyle Avrupa devletlerinin müdahaleleri ortadan kalkmıştır. Patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma yetkileri de sona ermiştir.
  9. Hukuk birliği sağlanmıştır.

Ceza Kanununun Kabulü

Osmanlı hukuk sistemine göre, insanlar, dinlerine göre farklı hukuk kurallarına tabîydiler. Yeni Türk Devleti’nde, bunu önlemek maksadıyla Türk Ceza Kanunu, İtalya’dan adapte edilerek l Mart 1926 tarihinde kabul edilmiştir.

Yeni ceza kanunuyla, Müslüman olsun veya olmasın bütün vatandaşlara uygulanacak cezalar standart hale getirilmiş ve aynı suça aynı ceza esası temel prensip olarak benimsenmiştir. Ceza Kanunu ile ilgili olarak daha sonra da, Alman Federal Ceza Usulü Muhakemeleri Kanunu tercüme edilerek, Ceza Yargılama Usulü Kanunu kabul edilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir